Her toplumda, insanlar diğer insanlar ve gruplar arasında ayrım yaparlar, bu farklılıklar birbirlerinin nitelikleriyle veya bir grupla olan ilişkileri arasında bir bağlantı bulmayı öğrenirler.
Farklı kültürlerde, davranışlar arasında belirli farklılıklar, insanlar arasındaki ilişkiler sırasında duygular vardır. Bu farklılığın özü, her bireyin bireysel rolüyle takımdaki rolle kıyaslandığında yatmaktadır.
Modern insanlığın önemli bir kısmı toplumlarda yaşar, çoğu durumda grubun bir bütün olarak ilgisi, her bir bireyin ilgi alanına hakimdir.
Kolektivizm nedir?
Dolayısıyla kolektivizm, kararların oluşumunda, kolektifin önemine vurgu yapıldığına göre, bir tür dünya görüşüdür. Bu sıkı sıkıya bağlı gruplar, topluluklarda insanların ilgi anlamına gelir.
Kolektivizm şöyle sınıflandırılır:
- Yatay.
- Dikey.
Yatayda kendini bir iç gruptan oluşan bir yapı olarak temsil eder. İçinde herkes eşit haklara sahiptir. Toplumun amaçları kişisel çıkarlar üzerinde hakimdir. Fakat yatay kollektivizm, bu türden doğada var olan düşüncenin, toplum tarafından kişiliğin tezahürünün bastırılmasını düşünen zayıf gelişmiş bir grup tarafından karakterize edilir.
Bu tür alt kültürlerin bir örneği sadece birkaç ülkedir (bugün bu tür ülkeler hiç de mevcut değildir). Dikey olarak, kişilik kendini hiyerarşik ilişkiler, statü ile karakterize edilen iç grupların temsilcilerine ifade eder. Her iki tür için de kolektivizm ilkesi karakteristiktir, toplumun yaşamına göre, birey üzerindeki çıkarları her bireyin ön planda olmalıdır.
Kolektivizmin eğitimi
Kişiliğe olan etkisinin derecesi, bireyin iç dünyasına yardımsever, şefkatli bir tutumla belirlenir. Bu nedenle, pedagojik eğitimin kolektivist kavramı gelişti. Bunun amacı çocukluktan kolektivizm duygusunu aşılamaktı.
Bu yüzden erken yaşlardan itibaren, çocuklara takım çalışması becerilerinin kazandırılmasına katkıda bulunan oyunlar öğretildi. Takım oyunlarında, çocuklara sadece kendi kişisel sonuçları ile ilgili değil, aynı zamanda takım görevleri, diğer çocukların başarılarında sevinme, dokunaklı bir şekilde değerlendirmek, her şeyden önemlisi, olumsuzlukları değil, onurlu bir şekilde değerlendirmek öğretildi.
Yani, kolektivizmi eğitmenin özü, bir kişinin öncelikle, içinde bulunduğu toplumun sorunları olan toplumun sorunları tarafından şaşkına dönmesi gerektiği gerçeğinde yatar, burada ortaya çıkan sorunları çözmeye yardımcı olmak için çaba göstermelidir. Kişilik, otel olarak değil, kolektifin ayrılmaz bir parçası olarak düşünmeyi öğrenmelidir.
Bireycilik ve toplulukçuluk
Bireycilik ve kolektivizm, anlam kavramlarında bir tür karşıtlardır.
Dolayısıyla bireycilik, temel ilkesi bireysel özgürlük olan bir tür dünya görüşüdür. Bireyciliğe göre, bir kişi “sadece kendine güvenmek” kuralına bağlı kalmalı, kendi kişisel bağımsızlığına sahip olmalıdır. Bu tür dünya görüşü, bireyin bastırma doktrinlerine, özellikle de, bu türden baskıların toplum ya da devlet tarafından üretilmesi halinde, karşı çıkmaktadır.
Bireycilik, sosyalizmin, holizmin, faşizmin, devletçiliğin, kolektivizmin, komünizmin, sosyal psikolojinin ve sosyolojinin tam tersi, ana hedef olarak insanın topluma boyun eğdirmesidir.
F. Trompenaarsu'nun anketine göre, bireyci değerlere bağlı olan en büyük katılımcı sayısı:
- % 89'u İsrailli katılımcıdır.
- % 74 - Nijerya.
- % 71 - Kanada.
- % 69 - ABD.
Son sırada Mısır (sadece% 30).
Kolektivizmin, bireyciliğe kıyasla modern Batı toplumunun bir özelliği olmadığını belirtmek gerekir. Bu, hem insanların dünya görüşünü değiştirerek hem de kolektivizmin doktrini olan psikolojide, felsefede çeşitli yönlerin gelişmesiyle açıklanabilir.